Nefes Koçluğu

Doğduğumuzda nefesimiz en doğal halindeyken, ilerleyen yaşlarımızla birlikte farkında olmadan farklı nefes alışkanlıkları geliştiririz.

Kişiden kişiye farklılıklar gösteren bu nefes alışkanlıkları, nefesin doğal haliyle bedenimizde dolaşmasını engeller.

Farklı nefes alışkanlıkları olaylara zihinsel ve duygusal verdiğimiz veya vermediğimiz tepkilerden ortaya çıkmaktadır. Yani psikolojik bir nedenden ötürü kendimizi kısıtladığımız, limitlediğimiz durumlardan dolayı oluşur.

Nefesin olmadığı yerde yaşamın olamayacağı gibi, bedenimizde de nefes gitmeyen yerlerde fiziksel rahatsızlıklar oluşmaya başlar.

Nefes Eğitimleri ile nefesin bedende tekrar en doğal haliyle dolaşması sağlanarak fiziksel, zihinsel ve ruhsal limitler ortadan kaldırılır.

Nefes, sahip olduğumuz en pozitif enerjidir. Bu enerji bedenimizle birlikte hayatımıza da aynı seviyede etki etmeye başlar. Nefesimizle birlikte hayatımız da değişir. Nefes, var olma enerjisidir.

Nefes, sahip olduğumuz yaşam enerjisidir.

Nefes

Nefes Nedir?

Gözünüzde bir nehir canlandırın.

Tüm coşkusuyla akan, şelalesinde en yüksek verimine ulaşan ve en sonunda kendi deniziyle birleşip özünü tüm coşkusuyla yaşayarak var olan bir Nehir.

Nehrin adını kendi ADINIZ koyun.

Dağların en tepelerinden akmaya başlayan suyu NEFES,

Nehrin aktığı su yatağını BEDEN,

Su yatağının başladığı noktadan en son denize ulaşan noktaya kadar olan yolu ve zamanı HAYAT,

Su yatağına çeşitli doğa olayları nedeniyle SONRADAN düşen ve suyun akış yönünü, hızını değiştiren küçüklü büyüklü kayaları da DÜŞÜNCELER ve içimizde kalıp yaşanamayan DUYGULAR olarak farz edin.

 

Nefes

Su yatağına sonradan düşmüş olan kayalar olmadan Nehrin denize doğru aktığını düşünün.

Git gide büyüyen, hızlanan, genişleyen ve coşkuyla çağlayan, şelalesinde en yüksek ivmeyi ve potansiyelini yakalayan ve sonra görevini tamamlamış olmanın verdiği dinginlikle denizine kavuşan bir Nehir.

Nefes, aynı Nehir gibi ömrümüz boyunca bedenimiz üzerinden akan HAYAT ENERJİSİDİR.

Nasıl Nefes alıyorsak, hayatımızı da o şekilde yaşarız.

NEFES, AN’A giriş kapısıdır.

AN, hayatın detaylarıdır, hayatın detayları ise hayatın SIR’rıdır.

Nefes, kalp atışımız gibi istemsiz bir harekete sahiptir.

Nasıl ki kalp atışımız AN’larda ki duruma göre ritmini sürekli olarak değiştiriyorsa ve biz buna müdahale edemiyorsak,
Nefes de aynı şekilde aynı kalp atışımız gibi duruma göre akışını sürekli yenilemekte ve AN’a dolayısıyla hayata uyumlu hale getirmektedir.

Nefes Koçluğu Seansları ile birlikte size, her zaman orada duran ama unutulmuş olan bu kapıyı fark etmenizde ve açmanızda aracılık ediyoruz.

Nefes Koçluğu Nedir?

Aynı Nehri bir de su yatağına konmuş irili ufaklı kaya parçalarıyla düşünün.

Kimi zaman hızlanan kimi zaman kayalara çarparak yavaşlayan, zaman zaman duran, durduğu için kirlenen, daralan, bir türlü tam anlamıyla akamayan, hızlanamayan, coşamayan, en sonunda çamurlaşan, belki de çağlayana dönüşemeyip ve sonrasında denizine ulaşamadan neredeyse yok olan bir Nehir.

Dağın en tepesine, su yatağının başına düşen yağmur damlasıyla doğuyoruz.

Hayatımızın ilk yıllarında önümüzde hiçbir kaya parçası olmadan yavaş yavaş büyüyerek dağın yamacından aşağıya doğru en doğal halimizle akıyoruz.

Sınırlandıran hiçbir düşünceye takılmadan sadece yaşanması gereken duygular var ve bütün duygularımızı hiçbir kısıtlama hiçbir sınır olmadan özgürce yaşıyoruz.

Öğretilen yok, dayatılan yok.

Kim ne der, ne düşünür demeden, o AN neyi gerektiriyorsa, en doğal halimizle AN’ın gerektirdiğini yaşıyoruz.

Nefes
Nefes

Henüz adımız Nehir bile değil, sadece akan bir su birikintisinden ibaretiz.

Yaklaşık üç yaşımızdan itibaren aile ve sosyal çevremizin etkisiyle, bize verilen ismin altında bir kimlik, bir benlik yaratmaya başlıyoruz.

Ailemizin ve çevremizin dedikleri ile BEN’i ben yapıyoruz.

Su yatağına kendi ellerimizle kaya parçaları koymaya başlıyoruz.

Bu yaşımıza kadar doğal haliyle akan nefesimiz artık yeni oluşan benlikle beraber doğallığını kaybetmeye başlıyor.

Nehrin kendi doğal yolundan değil de, dışarının dayatmasıyla sonradan yeni kimliğimizle oluşturduğumuz yoldan ve yine dışarının dayatmasıyla belirlenen kurallar doğrultusunda akmasını istiyoruz.

BEN anlayışlı olmalı diyorlar, anlayışlı olmaya çalışıyoruz.

BEN sevmeli diyorlar, sevmeye çalışıyoruz.

BEN korkmaz diyorlar, korkmamaya çalışıyoruz.

BEN ağlamaz diyorlar, ağlamamaya çalışıyoruz.

BEN böyle davranmaz diyorlar, davranmamaya çalışıyoruz.BEN BÖYLE OLMALI DİYORLAR, ÖYLE OLMAYA ÇALIŞIYORUZ.

Bütün bunları kabul ediyor, sahipleniyor ve uygulamaya koyuyoruz.

Sınırlandıran düşünce kalıpları oluşturup, duygularımızı özgürce, olduğu haliyle yaşayamamaya başlıyoruz.

Artık kendi halinde akan bir su birikintisi olmaktan çıkıp Nehirliğimizi ilan ediyoruz.

Artık BENİM demeye, BEN olmaya başlıyoruz.

Kendimizin bile yazmadığı, aslında hiç var olmayan bir ANAYASA hazırlıyor ve artık BEN BÖYLEYİM diyoruz.

Yıllar geçtikçe su yatağına dizilen kayaların ebatları büyümeye başlıyor.

Nehir artık kendi yolundan değil, çevremizin bize dayattığı doğal olmayan yollardan ilerlemeye başlıyor.

Su yatağına konulan taşların suyun doğal akışını ve yönünü etkilediği gibi, bütün bu yaşanması yasaklanmış ve yaşanamamış duygular da bir kaya parçası gibi bedenimize yansıyor ve nefesin doğal haliyle bedenimizde dolaşmasına engel oluyor.

NEFES, doğal akışını ve yolunu kaybetmeye başlıyor.

Yaşımız ilerledikçe ve biz farkında olmadan kurallarımızı artırıp katılaştırdıkça nefesin bedende akacak, dolacak yeri kalmamaya başlıyor.

Kendimizi bedenimizin içerisinde sıkışmış hissetmeye başlıyoruz. Gitgide nefes alamadığımızı hissediyoruz. Yapmamız gerekenler için gerekli enerjiyi, motivasyonu ve heyecanı bulamaz olmaya başlıyoruz.

Zamanla nefesin ulaşamadığı yerlerde hayat durmaya ve dolayısıyla fiziksel rahatsızlıklar baş göstermeye başlıyor.

Akışkanlığını kaybeden, durağanlaşan suyun kirlenmesi gibi, bedende de nefesin gitmediği yerlerde hücreler enerjilerini kaybetmeye, beden yaşlanmaya ve ölmeye başlıyor.

Hücre ölümleri fiziksel ve zihinsel rahatsızlıklara neden oluyor ve beden hastalanıyor.

Nefes olmayan yerde hayat olmaz.

Su yatağındaki kaya parçalarının artması, yaşanamamış duyguları ifade ediyor.

Duyguların yaşanamamasının nedeni de bize ait olmayan kurallar ve düşünceler.

Hareket kabiliyetimizi etkileyen bütün bu düşünce kalıplarından dolayı artık kendimizi gerçekleştiremez, potansiyelimizi tam anlamıyla kullanamaz ve hayatın bize sunduğu en yüksek ihtimalleri yaşayamaz hale geliyoruz.

Ne kadar NEFES alıyorsak, hayatı da o kadar yaşıyoruz.

Nefes Koçluğu Seansları ile su yolunda bilinçsizce yerleştirilen kayaları yani bedeninizde oluşmuş düşünce kalıplarını ve yaşanamamış duyguları çözüyor ve nefesin doğduğunuz günde olduğu gibi doğal hali ile akmasına aracılık ediyoruz.

Nefes tam anlamıyla ve tüm doğallığıyla sınırsızca bedende dolaşmaya başladığında artık hayatınızı yeniden şekillendirmek ve yaratmak için gerekli olan alana ve enerjiye sahip olduğunuzu farkediyorsunuz.

Amacımız size doğru nefes aldırabilmek değil, Amacımız bedendeki blokajları kaldırıp Nefesin en doğal haliyle bedeninizde dolaşmasını sağlamaktır.

Amaç, NEFES aracılığıyla AN’ı keşfetmenizi ve deneyimlemenizi sağlamak.

Ulaşmak istediğimiz sonuç doğrultusunda NEFES sadece bir araçtır.

emrah günaçar